Hayata dair her ne yaşıyorsak mutlaka öğrenmemiz gereken bir dersimiz vardır!...

11 Ocak 2018 Perşembe

KURALLAR,SINIRLAR VE ÖZGÜRLÜK

Dünyaya geldiğimiz ve ilk soluk aldığımız anda annemizin o daracık karnından ellerimizi kollarımızı rahatça hareket ettirebilmenin derin mutluluğunu yaşayarak başlıyoruz hayata..Büyüdükçe küçülen kıyafetlerimiz gibi bize devasa büyük gelen sokaklar gelişip yetişkin bir birey olunca artık içinde kaybolmadığımız  mekanlar haline geliyor.

Biz büyürken dünya  küçülüyor sanki...sonra yıllar geçiyor ve özgürce bir yaşam sürebilmeye bir adım kala tekrar dünya küçülmeye başlıyor.Bu sefer fiziksel olarak olmasa da ruhsal olarak  kurallar ve sınırlar zincirine takılıyor insan.

Toplumsal baskılar,eğitim hayatı,iş hayatı,evlilik sorumluluğu,çocuk sorumluluğu,gelecek kaygısı,ekonomik sorunlar derken beden olarak özgür ,ruh olarak ise  annemizin karnındayken ki hissettiğimiz o müthiş güven duygusunu kaybetmiş yorgun bireyler haline dönüşüyoruz.

Oysa ki biz dünyaya gelirken hiç böyle hissetmemiştik.Son derece korunaklı ve güvenli bir alanda büyüyüp gelmiştik buraya ! Bedenlerimizin büyümesi içimizdeki o sonsuz sevgi ve güven duygusunu alamazdı.Almamalıydı.Belki de bu kadar olumsuz duygu içimizdeki o gizli Hazine'nin  üzerini örtmüştü.Yaşam okulundan almamız gereken dersler aslında hepimiz için aynıydı.

Çocukken gözümüzde devleşen sokaklar gibi tüm bu sorun olarak algıladığımız olayları biraz fazla büyüttük.Sınırları ve kuralları fiziksel dünyalarımızda başarılı olmak adına koyarken ruhumuza da dünya hırslarının prangalarını geçirdik.Bu yeni dünya düzenine de uyum sağlamak için var gücümüzle çalıştık.Genişledikçe artan imkanlarla ,daralan ruhlarımızın özgürlüğünü küçük pantolonlu,elbiseli zamanlarımızda aradık.

Şimdi, buraya sadece sevgi ve güven içinde geldiğimizi ve son nefesimizde de sevgi ve güven içinde olacağımızı hatırlamak zamanıdır.İnsanoğlu'nun kuralları da sınırları da başkalarının haklarına ve kendi haklarına sahip çıkmak içindir.Özgür olma hissi ruhumuzun bu dünyadaki tattığı ilk duygudur ve yaşam bize sunulmuş en büyük hediyedir...Bize düşen en önemli görev ise hakkıyla  yaşamak ve yaşatmaktır...


Sınırlarınızın,kurallarınızın ruhlarınızı özgür hissettireceği bir yaşam dileğiyle,


Nur Üçgün 

SAHALARA YİNE DÖNDÜM !!...

Merkür tam hareketine döndü ve ben tam bir yıl aradan sonra tekrar kendi blogumda  yazmaya başladım.Hayatımın son bir yılı bu sayfaya göre çok boş gibi geçmiş görünmesine rağmen aslında dopdolu geçti.En son yazımda www.idilob.com adresinde Nur'un Penceresi adlı köşede yazı yazacağımdan bahsetmiştim.Bir yıldır toplam 46 adet yazı yazmışım.Bu beni çok mutlu etti.Çocukluğumdan beri günlük ,deneme yazılarım ve şiirlerim hep defter arkalarında, kağıt parçalarında ajandaların arasında kalmıştı. Derlemeye çalıştığım ve bir türlü bu konuda organize olamadığım için kendimi hep eleştirdim durdum.(Bu arada yönetim ve organizasyon okumuş olmam daha da vahim bir durum olduğumu gösteriyor.)Neyse ki son bir yılım derli toplu bir şekilde ve arşiv kayıtlarında..Artık aynı düzeni kendi blogumda da devam ettirmem çok kolay olacak inşallah 😊
Bu arada AOF Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okumaya başladım.İkinci sınıfa bile geldim.Aktif iş hayatına yine döndüm.Ev, çocuklar ve diğer sorumlulukları saymıyorum.
Şöyle bir baktığım zaman eh fena sayılmaz bir yıllık bir değerlendirme için diyorum...
Şimdi ki ilk hedefim ise blogumu daha geniş kitlelere ulaştırabilmek...sosyal medya alanını biraz çalışmam gerekiyor bu durumda😉

şimdi yeni yazılar için biraz çalışma vakti,
görüşmek üzere,sevgiler