Hayata dair her ne yaşıyorsak mutlaka öğrenmemiz gereken bir dersimiz vardır!...

5 Haziran 2020 Cuma



SIRLAR KÖPRÜSÜ

Çocukken sır tutmak konusunda çok da başarılı olamamak benim kendime olan inancımı ne kadar etkilemiştir acaba?

Kendimle ilgili herşeyi arkadaşlarıyla paylaşıp, arkadaşlarıyla ilgili sırları kalbinde taşımak ne kadar ağır bir yük aslında..Yıllarca hayatının her alanında şeffaf olmayı hedef edinmiş bir ruh saklamayı ne kadar becerebilir ki ? Ya da zorlanmadan nasıl taşır o emaneti...
İşin ilginç yanı yaşamım boyunca tanıdık tanımadık herkesin en az bir sırrı kalbime gömülü duruyor bunca zamandır.Belki de çocukluğumda kendime olan zayıf inancımı şimdi de, en derinlerde sakladığım o sırlar sayesinde kuvvetlendirdim en derinlere atılmış demirler gibi...kişiliğimi daha emin ,daha güvenilir kılan belki de çocukluktaki bu zayıf yanım kim bilir?

Yaşamın her anı hiç şüphesiz ki çok değerli.Fakat bazen öyle anlar oluyor ki geçen bunca zamanının yaşanma sebebine ayna olurken buluveriyor insan kendini.Sırlar,paylaşımlar yerli yerinde, zamanında ve güvenilir yüreklere bırakıldığında anlam kazanıyor dostluklar,arkadaşlıklar! paylaşmanın hafifliği saklamanın ağırlığını alıp götürüveriyor.Tabii bu huzuru yakalamak öyle kolay olmuyor bedeller ödemek gerekiyor kusurunca...

Ödenen bedeller belki acı gibi görünse de asıl onlar büyütüyor insanı.Olmak istenen ,olmaya çalışılan noktaya hızlı geçiş anları sunuyor.Farkındalık denizinde seyir etmek zevki ,dillere öğüt oluyor olgunlaştıkça...

Zamanın kıymetini ,zamanın mesajını almak ve tüm ödenen bedellerden ders çıkarmanın yanında temiz bir yürek de gerekli aslında..Saflığın ,masumiyetin,toyluğun,küçüklüğün hatta çocukluğun gelişeceği o kalplerde, kötülüğün ve fitnenin yeşermesine izin vermemek gerekir..Ancak o zaman bir hayat dolusu insanın yüreğinden sırlar köprüsü oluşur güvenilir yüreklere doğru...

Yaşamın fırtınalı denizlerinde güvenilir limanlar olsun kalpleriniz!

Sevgiyle,

Nur Üçgün






4 Haziran 2020 Perşembe


İki yıl olmuş yine.Üvey anne ile çocuk ilişkisi kıvamında ilerliyor blogger yazarlığım.Tabi buraya yansıyan görüntüsüyle.Sayfa arkasında yaşanmış ve kağıda dökülmüş bir dolu anı var.Ama buraya sahneye bir türlü çıkamıyor nedense.Aslında sebebi belli.Ben hazır değilim.Bu dekolte giyip utanmak gibi birşey.İsteyip yapamamak çok yorucu bir duygu.Yazmak için cesaretli olup paylaşmak için atıl davranmak.
Yazılarım ve davranış şekillerim sayesinde kendimi tanıyorum bu platformda.Burası benim için hedef tahtası gibi,yüzleşmem gereken ayna gibi.2009 dan beri blogum var ama topallayarak gidiyor.Günlükle deneme arasında gidip gelen bir döngü var içimde.Yapmak isteyip kafamda birikenler tortu oluyor önümde sanki.Hadi diyorum cesaretlenip gayret ederken hop bir olay oluyor güm çakılıyorum.Kısa mesafe koşucusu olmayı yediremiyorum kendime.Sanki maratoncuymuşum gibi.Ben kimim neyim ne yapıyorum sorgulamadan yaşamanın anın içindeki şartlarda ne olması gerekiyorsa kalbimi ortaya koyarak yapmanın yüzakını yaşıyorum.
Babam mart 2019 da ciddi bir kaza geçirdi.Son onbeş aydır ona endeksli yaşıyorum.Bir yıldır sınava girememiştim ama bahar dönemi sınavlarına girdim.4.yarıyılı üç hafta sonra bitireceğim inşallah.okulda yerimde saydım fakat ruhumda doktora tezimi yazıyorum şu an.Hayat gerçekten de çok enteresan.Bizim kafamızdaki olaylar bizim istediğimiz zamanda değil kendi izafiyetine göre gerçekleşiyor.İnsan olarak bu kontrol dışı gücü kabullenmek aslında çok kolay değil.Yöneten değil yönetilen varlık olma bilinci insanı ehilleştiriyor.Ben istediğimi istediğim zaman gerçekleştiririm özgüveni manevi hayatı çok baltalayabilecek bir özgürlük yanılsaması.hedefler ve sorumluluklar yapıldıktan sonra teslimiyetin önemi çok büyük.ben son aylarda bunu yaşıyorum.
Geçen yıl kızım lise giriş sınavına hazırlandı.Bu yıl da oğlum üniversite sınavına hazırlanıyor.Yoğun bir dönemde elimizden gelenin en iyisini yapma gayreti içinde olduğumuz bu süreçte inşallah herşey çok güzel olur.İçim son derece rahat ve huzurlu.Hayat seni seviyorum sende beni sev lütfen olur mu?

                                                                                                     

11 Şubat 2018 Pazar

Bir hıdırellez Sabahı



Bugün hıdırellez sabahı..Akşamdan hafif hafif başlayan ve gecenin ilerleyen saatlerinde sabaha kadar devam eden doluyla karışık sağanak yağmur yağdı.Yağmur değil adeta yüce yaratıcının rahmetiydi.
Benim geçtiğimiz yıl başkaları için dilediğim dualar çok şükür ki kabul oldu.Kendim için ne dilediğimi unuttum fakat şu an ki içimdeki tatlı huzur hızırın gönlüme dokunduğunu kanıtlar niteliğinde.
Ben de herkes gibi dünya ve ruhsal aleme ait bazı dileklerde bulundum ve yazdım..İnşallah benim ve  bütünün hayrına herkesin dilekleri kabul olur.
Gece yoğun sayılabilecek bir çok rüya gördüğümü hatırlıyorum ama kendimce yormadan hayırlara çıkmasını temenni ediyorum kimselere demeden.Rüya alemi de bambaşka ve sembolik mesajlar içeren bir dünya! Bunu bildiğim ve yorumlamanın olayları çok başka yönlere çekebileceği gücüne mazhar olabileceği için artık üstünde durmadan kendimi mesajların akışına huzurla bırakıyorum.Sadece en hayırlısını dilemek bize düşen, gerisi zaten bizi aşar.
Önümüzde kah tempolu kah keyifli geçecek güzel bir yaz var inşallah.Yazın gelişine kadar ki süreçte tamamlamam gereken ve düzene oturtmam gereken işlerimin dışında yazılarıma ağırlık vermek istiyorum.İlhamla gelen yazılar ruhumu tarifi zor duygu durumlarına sürüklerken içinden geçtiğim hayat tünelinin daha dikkatle farkına varmamı sağlıyor sanki.Onun için ara ara dönüp yazdıklarımı ilk önce kendime hatırlatmayı çok önemsiyorum.
Şimdilik yazılarımı kendime herhangi bir baskı unsuru yaşatmaması için günlük tadında yazıyorum ve tanıtım veya geniş kitlelere ulaştırmaktan uzak bir modda yazıyorum.Biliyorum ki bu bir süreç.Olayların insanların ve duygularımın en uygun zamanda beni bulunmam gereken noktaya getireceğine inancım sonsuz.
sevgiyle ve sabırla 

Nur üçgün

11 Ocak 2018 Perşembe

KURALLAR,SINIRLAR VE ÖZGÜRLÜK

Dünyaya geldiğimiz ve ilk soluk aldığımız anda annemizin o daracık karnından ellerimizi kollarımızı rahatça hareket ettirebilmenin derin mutluluğunu yaşayarak başlıyoruz hayata..Büyüdükçe küçülen kıyafetlerimiz gibi bize devasa büyük gelen sokaklar gelişip yetişkin bir birey olunca artık içinde kaybolmadığımız  mekanlar haline geliyor.

Biz büyürken dünya  küçülüyor sanki...sonra yıllar geçiyor ve özgürce bir yaşam sürebilmeye bir adım kala tekrar dünya küçülmeye başlıyor.Bu sefer fiziksel olarak olmasa da ruhsal olarak  kurallar ve sınırlar zincirine takılıyor insan.

Toplumsal baskılar,eğitim hayatı,iş hayatı,evlilik sorumluluğu,çocuk sorumluluğu,gelecek kaygısı,ekonomik sorunlar derken beden olarak özgür ,ruh olarak ise  annemizin karnındayken ki hissettiğimiz o müthiş güven duygusunu kaybetmiş yorgun bireyler haline dönüşüyoruz.

Oysa ki biz dünyaya gelirken hiç böyle hissetmemiştik.Son derece korunaklı ve güvenli bir alanda büyüyüp gelmiştik buraya ! Bedenlerimizin büyümesi içimizdeki o sonsuz sevgi ve güven duygusunu alamazdı.Almamalıydı.Belki de bu kadar olumsuz duygu içimizdeki o gizli Hazine'nin  üzerini örtmüştü.Yaşam okulundan almamız gereken dersler aslında hepimiz için aynıydı.

Çocukken gözümüzde devleşen sokaklar gibi tüm bu sorun olarak algıladığımız olayları biraz fazla büyüttük.Sınırları ve kuralları fiziksel dünyalarımızda başarılı olmak adına koyarken ruhumuza da dünya hırslarının prangalarını geçirdik.Bu yeni dünya düzenine de uyum sağlamak için var gücümüzle çalıştık.Genişledikçe artan imkanlarla ,daralan ruhlarımızın özgürlüğünü küçük pantolonlu,elbiseli zamanlarımızda aradık.

Şimdi, buraya sadece sevgi ve güven içinde geldiğimizi ve son nefesimizde de sevgi ve güven içinde olacağımızı hatırlamak zamanıdır.İnsanoğlu'nun kuralları da sınırları da başkalarının haklarına ve kendi haklarına sahip çıkmak içindir.Özgür olma hissi ruhumuzun bu dünyadaki tattığı ilk duygudur ve yaşam bize sunulmuş en büyük hediyedir...Bize düşen en önemli görev ise hakkıyla  yaşamak ve yaşatmaktır...


Sınırlarınızın,kurallarınızın ruhlarınızı özgür hissettireceği bir yaşam dileğiyle,


Nur Üçgün 

SAHALARA YİNE DÖNDÜM !!...

Merkür tam hareketine döndü ve ben tam bir yıl aradan sonra tekrar kendi blogumda  yazmaya başladım.Hayatımın son bir yılı bu sayfaya göre çok boş gibi geçmiş görünmesine rağmen aslında dopdolu geçti.En son yazımda www.idilob.com adresinde Nur'un Penceresi adlı köşede yazı yazacağımdan bahsetmiştim.Bir yıldır toplam 46 adet yazı yazmışım.Bu beni çok mutlu etti.Çocukluğumdan beri günlük ,deneme yazılarım ve şiirlerim hep defter arkalarında, kağıt parçalarında ajandaların arasında kalmıştı. Derlemeye çalıştığım ve bir türlü bu konuda organize olamadığım için kendimi hep eleştirdim durdum.(Bu arada yönetim ve organizasyon okumuş olmam daha da vahim bir durum olduğumu gösteriyor.)Neyse ki son bir yılım derli toplu bir şekilde ve arşiv kayıtlarında..Artık aynı düzeni kendi blogumda da devam ettirmem çok kolay olacak inşallah 😊
Bu arada AOF Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okumaya başladım.İkinci sınıfa bile geldim.Aktif iş hayatına yine döndüm.Ev, çocuklar ve diğer sorumlulukları saymıyorum.
Şöyle bir baktığım zaman eh fena sayılmaz bir yıllık bir değerlendirme için diyorum...
Şimdi ki ilk hedefim ise blogumu daha geniş kitlelere ulaştırabilmek...sosyal medya alanını biraz çalışmam gerekiyor bu durumda😉

şimdi yeni yazılar için biraz çalışma vakti,
görüşmek üzere,sevgiler




22 Eylül 2016 Perşembe

Bir Dolunay daha ve yine ben!!!

Yaklaşık bir buçuk yıl önceki dolunay da yazmıştım.Dolunayların yada gezegensel olayların ruh Halimde  tahminimden daha fazla bir etkisi var galiba..:)
Bunca geçen zaman da günlük tutmaya devam ettim fakat onları bloga aktarmayı kasıtlı olarak tercih etmedim.Çünkü son bir yıldır çok kişisel ve arayış içinde olan yazılar yazdım.Gölgede kalması gerekenlerdi onlar.Herneyse daha evrensel ve daha pozitif duygularımı paylaşmanın demek ki zamanı gelmiş..
İki gün önce hem dolunay vardı hem de ay tutulması.. Gerçekten enerji olarak güçlü bir salınım oldu ama insanlar bence henüz bu konuda çok da bir farkındalık içinde değiller.Etkilerini önümüzdeki tutulmaya kadar geçişli hissedecekler bence bu sadece bir his genel bir astroloji bilgisi değil yani:)

Hala acemi bir blogger olmaktan aslında biraz utanıyorum .öyle aman aman ünlü olayım herkese ulaşayım gibi bir hedefim hiç yoktu fakat son zamanlarda düşüncelerim biraz biraz değişti.Belki de bende değiştim Eeee zaman vazifeli bu konuda ne yapalım olması gereken olacak artik:)))))

Bu geçen zaman diliminde geçmişten gelen bütün yarım işlerimi tamamlamaya gayret ettim ve tamamladım.Hazır merkür de gerilerken bana destek oldu sağolsun :) Kendime verdiğim sözleri tutmak ayrı bir iç disiplin gerektiriyor.Hoşuma giden de bu aslında .. Bu arada ikinci üniversiteye kayıt yaptırmak istiyordum onu da yaptım .Türk dili ve edebiyatı bölümü öğrencisi oldum.Allah inşallah bunu da tamamladım demeyi de nasip eder.Osmanlıca dersi çok ilgimi çekiyor ama tabi ki burda bahsetmeyeceğim!
Gelelim tutulma deneyimlerime.Tabiki ailecek hafif bir gerginlik yaşadık hepimiz ama birimizden biri susunca aşmak kolay oluyor.İşin sırrı sabretmek yani herşey de olduğu gibi..
Ben bu dolunayda öyle ritüeller falan yapmadım sadece dua ettim tüm evren barış dolu olsun insanlar cenneti ölmeden de görebilsin diye..

Bir de birşey daha farkettim..Ben niye astroloji dışında fazla bir şey yazmamışım diye kendime şaşırdım aslında yazmıyor değilim idilob.com sitesinde yazıyorum.neyse ilk fırsatta  bu sayfamda da yazarım inşallah...Bu kadar gevezelik yeter..şimdi artık daha sık ve daha sıkı yazmak için iş başına ..


Sonbahar geldi çattı...

Sonbahar geldi çattı!!

Yarın Ekinoks! yani gece ve gündüz eşit olacak.Eşitliğin ardından yavaş yavaş günler kısalmaya başlayacak.Gerçi bu yıl ilk defa saatler alınmayacak bakalım nasil olacak merak ediyorum..
Bu yaz herkes zor bir yaz dönemini geride bıraktı.Yaz tatili öyle aman aman neşeli kıyak geçmedi.Ciddi sınavlardan geçtik.Çok şükür o günleri atlattık.Bir de artık şehit vermesek ..:(
İnşallah güneşin aydınlık yüzü artık ülkemizin üzerinde dolaşan o kara bulutları götürür..

Ben gezegensel olaylarla birlikte insanın da hem fiziksel hem ruhsal değişikliğe uğradığına inanırım.
Belki sonbahar da doğduğum içinmi bilmem ama mevsimin bu dönemleri bana çok güzel gelir.Heyecan duyarım.Okullar açılır ,yeni başlangıçlar olur ayrı bir sessizlik ve sükunet bulur tüm mekanlar...Bu evrensel huzur makamı benim ruh halimle adeta bütünleşir.Bu bütünleşmelerin meyveleri ilham olarak dünya yüzeyine çıkar..Varlık amacıma hizmet eder adeta..

Önümüzde bereket yağmurlarının , hafif ,serin ve tatlı esen rüzgarların olduğu, içimizi çoşku ve ferahlık kaplayacağı güzel bir dönem var.Dilerim kış mevsimine hazırlık yaptığımız bu dönemlerde enerjimizi yenilediğimiz taptaze bir ruh haliyle kendimizi tamamladığımız bir süreç yaşarız.Havalar serinlese bile yüreğimizin ve yuvamızın sıcaklığı hep daim olur....

Sevgiler,

Nur üçgün